Hamilton ve göçmen cüceler
Yorge ruloyu açıp bir sigara kağıdı keserken Yun, Yorge’yi
uzaktan izliyordu ki bu şu demekti; bu Yorge’ye hiçbir şey öğretemiyorum. Yun
yine de müdahale etmedi çünkü Yun böyledir. Birinin bir işi hatalı yapmaya
başladığını görünce hiçbir şey demez. Hatanın ulaşabileceği en uç noktaya kadar
bekler. Böylece hatayı yapan kişi, kendini Yun karşısında üst seviye kötü
hisseder. Yorge hariç herkes için geçerli bir kural bu. Yorge için hatalar ve
onların boyutları tamamen önemsizdir.
Ve işte hatalı kesilmiş sigara kağıdı bir ruloya dönüşüp sigara
olamıyor, onun yerine içindeki her şey yere dökülüyor, Yun “ben biliyordum
zaten böyle olacağını” tavrıyla Yorge’nin tepesine biniyor, Yorge’nin hata
yaptım hissi ya da acelesi yok, bu sefer daha büyük boyutlarda bir kağıt
kesiyor, Poli Yun’u sakinleştiriyor ve Yorge’ye yardım ediyor. Yun, Yorge’ye
olanca güvensizliğiyle sigarayı Hamilton’a kedisinin götüreceğini söylüyor ve
garip şekilde sessiz ıslığıyla Bim’i çağırıyor. Bim’in adının toptan fiyatına
perakende satış yapan bir marketten geldiğinden haberi yok. Yun ve Bim yatağın
altından, ikisinin güç bela taşıdığı sigarayla çıkıyorlar ve yatağa
tırmanıyorlar. Hamilton uyukluyor. Yun küllüğün tepesindeki çubuğa tırmanıp
zıplıyor ve küllük açılınca Bim, biten sigarayı içeri gönderiyor. Bim ve Yun,
yeni sigarayı bırakıp giderlerken Hamilton gözlerini hafifçe açıyor. Bim
gülümseyerek ona el sallıyor. Yun başıyla küçük bir selam veriyor ve yeniden
yatağın altına dönüyorlar.
Yorge akşam konser vereceği için herkes toplanmış.
Yun, Yunan şarkılarından nefret ettiği için katılmıyor bu akşama. Sonra Yorge bu
duruma çok üzülüyor, herkes de Yorge’ye üzülünce Yun gelip başı ağrıyana kadar
tüm şarkıları dinliyor.
Yorge o akşam konserden sonra Yun’la konuşmak istiyor. Poli’yi
soruyor Yun’a. Yun diyor ki Poli’nin iki tane çocuğu var. Yorge üzülüyor buna
ama olsun diyor ve hemen bir şarkı daha söylüyor. Bu seferki acıklı… Yun’un
başı felaket ağrıyor bundan ve evine çekiliyor. Her göçmen cücenin bir evi
vardır bu yatağın altında. Sadece Yorge, her gece başka birinin evinde kalır
çünkü mülk sahibi olmak ona göre değildir. Yun, büyük bir malikânede kurulan
bir cumhuriyetten gelmiş olduğu için Yorge’nin taşralı haliyle bu anarşist
tavrı nereden edindiğini merak ediyor. Ama çok da değil. Biraz düşünüp hemen
uyuyor.
Hamilton gece huzursuz uyuyor, cüceler erken uyanıyor bu yüzden. Ulk
var içlerinde, yakın zaman önce Hıristiyanlığı cücelerin bu küçük kolonisine
getirdi. Sabah sabah çan çalınca Yun, tüm ses çıkaran dinlerin yasaklanması için
ayak izi topluyor. Yorge ve Ulk hariç herkes ayak izi veriyor. Çünkü cüceler,
kendi boyutlarında kalemler üretilmediği için her zaman ayak izi toplar. Dinler
anında yasaklanıyor. Ulk da rahatladığını fark ediyor ve hemen Budist oluyor.
Sonra da sessizlik yemini ediyor.
Temizlik günleri kabus gibi bir şey burada. Yatağın altını
çekip süpüren bir kadın var, Hamilton boyutlarında. Koloni bu güne hazırlıklı.
Yatağın altında yani koloninin çatısında ters bir şehir daha var. Tüm göçmen
cüceler buradaki geçici şehre bir iki saatliğine transfer oluyor. Cücelerin
tırmanma ve ters durabilme yetenekleri vardır. Bunu herkes bilir. Bu günü biraz
zor atlatıyorlar ama. Poli’nin çocuklarından biri kayboluyor. Süpürgeye kaçmış
ya da kediye yakalanmış olabilir. Yun, Hamilton eve dönünce hemen yanına
gideceğini ve Poli’nin küçük oğlunu bulacağını söylüyor. Hamilton eve geç
geliyor ve sigarası olmadığı için biraz gergin. Yun, Hamilton’a durumu
anlatıyor ve çocuğu bulmazsa hiçbir hizmet alamayacağını söylüyor. Hamilton’ın
tadı kaçıyor bu durumdan. Hemen evi arıyor, süpürgeye de bakıyor ama çocuk
hiçbir yerde yok. Bir çöp adam çizip kağıdı kesiyor ve yatağın altına yolluyor.
Cüceleri kaybolan çocuğun geldiğine inandıracağını sanıyor nedense. Cüceler kağıdı
buruşturup Hamilton’a fırlatıyor. Hamilton’ın burnu kaşınıyor ama neden sonuç
ilişkisini kuramadığı için kendi sigarasını kendi sarıp televizyona dalıyor.
Sonraki birkaç gün de böyle gidiyor. Yun cücelerden gördüğü baskıya dayanamayıp
bir gece Hamilton’ı uyandırıyor ve “felaket sıkıldım.” diyor. Bu durum Hamilton’ın
işine gelmiyor ama Yun’un bu haline hak veriyor. O gece ikisi düşünüyor ve
internette Yun’a yeni bir grev yeri arıyorlar. Birkaç mail sonra Danimarka’da
bir adam, Yun’a karşılık Taoki’yi verebileceğini, kendisinin de benzer sorunlar
yaşadığını, her işini kendi yapmak zorunda olmaktan çok sıkıldığını söylüyor.
Hamilton bu değişikliğin Yun’a da Taoki’ye de iyi geleceğini düşünüp Yun’la
vedalaşıyor ve onu küçük bir kapsüle koyuyor. Yun, son dakika hatırlayıp
koloniye mektup bırakmaya karar veriyor. Ayaklarını mürekkebe batırıp kağıda
semboller yapıyor. Hamilton katiyen anlamıyor bu sembolleri. Zaten uğraşmıyor
da anlamaya. Mektubu sabaha karşı yatağın altına atmak için alıyor ve Yun’u
kapsüle koyup PTT kargoyla gönderiyor.
Koloni çok üzgün ve ne olduğunu anlamış değil. Hamilton
sabah mektubu bırakmayı unutup gitmiş. Bim yatağa çıkıp Hamilton’ın gelişini
beklerken mektubu görüyor ve okuyor. Şimdi her şeyi anlıyor ama Hamilton gelene
kadar yatağın altına dönmüyor. Hamilton odaya girince “hassiktir” oluyor ama
biraz geç olmuş oluyor bu “hassiktir” için artık. Hamilton tüm cüceleri yatağın
üstüne çağırıyor ve yemeksepetinden istedikleri yemeği söylüyor. Onlara durumu
açıklamak için fısıltıyla konuşması lazım çünkü cücelerin kulakları hassas
haliyle. Yun’un görev yerinin değiştiğini ve yerine Taoki isminde pek şirin,
herkesin seveceği bir cüce başkanın geleceğini söylüyor. Bim, Taoki’yi
sevmezlerse ne olacağını soruyor. O esnada kapı çalıyor, kurye bir kapsül
getirmiş, kapsülden Taoki çıkıyor. Taoki pek sevimli, enerjik bir cüce başkan. Kapsülden
şarkı söyleyerek çıkıyor ve cüceler yatağın altına girip parti veriyor.
Hamilton son defa olduğunu düşünerek sigarasını kendisi sarıyor ve dikkat
kesilmese duyamayacağı partide coşan cüceleri için mutlu mutlu uyuyor.
Devam eden günler…
Hamilton’ın sigarası ya yok ya da yamuk yumuk. Su şişeleri
her daim boş. Kimse alarmı ertelemek için yatağın altından çıkmıyor. Hatta son
günlerde cüceleri görmüyor bile. Yun’u Skype’tan arayıp halini hatrını soruyor.
Yun, Çin’den birkaç robot cüce sipariş edip kolonisini genişlettiğini
anlatıyor. Sende ne var ne yok diye soruyor. Hamilton gülümsüyor sadece. Yun
birkaç soru daha soruyor, Hamilton onlara da gülümsüyor. Danimarkalı adama fena
halde küfrediyor içinden ve telefonu kapatıp yatağın altına eğiliyor. Tüm
koloni aşağıda dans ediyor. Hamilton dürbünle onları izliyor. Dans bitince
Taoki’yi çağırıyor. Hamilton, Taoki’ye buradaki koloniyle anlaşmasını açıkça
anlatıyor. Tüm cücelerin göçmen olduğunu, burada kayıtsız olduklarını ve sokağa
bırakılmayacaklarını ama bırakılırlarsa başlarına neler gelebileceğini ve
yatağın altına karşılık altı üstü birkaç ufak tefek şey beklediğini, bunun bu
kadar da zor olmadığını fısıltıyla anlatıyor. Taoki durumu anlıyor ama
anlaşmayı Yun’la yaptığını, Yun’un artık Danimarka’da olduğunu, dolayısıyla
anlaşmanın geçerli olmadığını, yeni bir anlaşma yapabileceklerini ama bunun
tartışmaya kapalı olduğunu söylüyor. Hamilton çaresiz kabul ediyor ve Taoki,
koloniyle konuşup döneceğini söyleyerek gidiyor.
Taoki, gece yarısına doğru elinde güzelce sarılmış bir
sigarayla dönüyor. Hamilton eski günlerdeki gibi sigarasını yakıyor ve yatağa
yayılıyor. Taoki, bir kağıdı imza atması için Hamilton’a uzatıyor. Ayak
izlerinden semboller… Okumam yok diyor Hamilton. Taoki sessiz bir ıslık çalıyor
ve tüm cüce kolonisi yatağın üstüne fırlıyor. Bir müzikalle sözleşmenin
maddelerini Hamilton’a bildiriyorlar.
Bıktık usandık yatak
altından
Ayrıca şu pis titiz kadından
Ayrıca şu pis titiz kadından
Randevu al bize hemen
şimdi
Acun Ilıcalı’daaaaaan
Acun Ilıcalı’daaaaaan
Hamilton tüm cüceleri geçici olarak kavanoza koyuyor. Kusura
bakmayın diyor. Cüceler de itiraz etmiyorlar zaten. Hamilton biraz düşünmesi
gerektiğini söylüyor cüceler tek tek kavanoza girerken. Bim, Hamilton’a bakıp “do
the right thing” diyor. Bunu bir filmde görmüştü. Koloniye ilk geldiğinde
yatağın altına alışamadığını için Hamilton’la çok takılırdı. Hamilton Bim’e
gülümsüyor ve kavanozun kapağını kapatıyor. Sonra kontrol etmek için yatağın
altına bakıyor hiç cüce kaldı mı diye. Ulk’u görüyor. Ulk “n’oldu?” der gibi
bakıyor Hamilton’a. “Kavanoza girdi seninkiler, merak etme, sen dans etmiyor
musun?” diyor. Ulk omuz silkiyor ve camı işaret ediyor. “Dışarı mı çıkmak
istiyorsun?” diyor Hamilton. Ulk başını sallıyor, evet anlamında. Hamilton ona
dışarının tehlikeli olduğunu söylüyor, emin mi diye soruyor. Ulk yine başını
sallıyor. Hamilton peki diyor ve onu dışarıya bırakıyor. Ulk, ona telepati
yeteneğini kullanarak bir şeyler söylüyor. Cüceler her zaman telepatiyle
haberleşebilir. Ulk, Hamilton’a dişinde bir şey kalmış diyor telepatiyle.
Hamilton cep telefonunun kamerasından dişine bakarken, Ulk telepatiyle çağırdığı
cüce kolonileri Budist cemaatinin aracına binip oradan uzaklaşıyor.
Hamilton içeri girip kavanozu açıyor ve sadece Taoki’nin
çıkmasını istiyor ama tüm cüceler çıkıp etrafta sinir bozucu bir şekilde dans
ediyorlar. Hamilton bir dakika filan durmalarını istiyor ama cüceler pratik
yapmazlarsa sahnede performanslarının düşeceğini söyleyerek devam ediyor provaya.
Hamilton, Taoki’yle yeni bir anlaşma imzalamayı istiyor. Sizi Acun’a göndericem
ama bana yeni bir cüce kolonisi vermen gerek diyor. Taoki hemen Danimarkalı
adama telepatiyle bağlanıyor. Danimarkalı adam, Hamilton’dan para istediğini
söylüyor. Hamilton’ın fena halde tepesi atıyor bu işe hemen telepatiyi
kesmesini istiyor Taoki’den. Bu sefer tüm cüceler Hamilton’ın bu uyumsuz
tavrına küsüp kavanoza giriyorlar.
Kaos ve sonrası...
Cüceler kavanozdan çıkıp yatağın altındaki eski hayatlarına
dönüyor ama Hamilton’ı ikna etmeye çalışmaktan vazgeçmiyorlar. Poli, sağ kalan
sevimli oğlunu gönderiyor Hamilton’ı ikna etmesi için. Taoki, sigarasına
tüküren cüceler olduğunu ve yersiz inadından vazgeçmesi gerektiğini söylüyor.
Bim, Hamilton’ın kedisine sokaktaki tinerci cücelerin musallat olmamasındaki
engelin ne olduğunu hatırlayıp hatırlamadığını soruyor. Hamilton bir süre sonra
tamamen yılıyor ve onları Acun’a götürüyor.
Cüceler kendi yazdıkları bir şarkıyla sahneye çıkıyorlar.
Hamilton tüm jüri üyelerine büyüteç veriyor ve sahneye özel bir mikro mikrofon
sistemi kurulmasını sağlıyor. Ama cüceler fena halde heyecanlandığı için
şarkıyı felaket derecede kötü söylüyorlar ve dansları gözle seçilemeyecek kadar
küçük kalıyor sahnede. Yine de inanılmaz bir alkış topluyorlar ve herkesin
sempatisini kazanıyorlar. Acun ve jüri cüceleri masaya alıyor. Hamilton masaya
gitmelerine yardımcı oluyor ve şu Survivor’ı bütün seneye yaysa ne güzel
olacağını söyleyiveriyor Acun’a. Acun “hehe” diyor yalnızca ve cücelerle
sohbete dalıyor jüriyle Acun. İzlenme rekorları kıran bir bölüm oluyor bu. Acun
o akşam söz verdiği gibi TV8,5’ta cücelere bir dizi yapıyor. “Arkinson” dizinin
adı. Pek tutuyor. Cüceler hem yazıyor hem yönetiyor diziyi. Hamilton artık bu
diziyi izleyerek uykuya dalıyor ve “iyi ki” diyor hep. Sonra kapı çalıyor bir
gün, elinde bir kapsülle Yun geliyor. Bu sana diyor. Kapsülde cüce bir robot
var. Hamilton’la Yun birlikte diziyi izleyip robotu kuruyorlar o akşam. Robot otomatik
olarak yatağın altına yerleşiyor.
Yorumlar
Yorum Gönder